Sinek Hadisi’nin bilimsel mucizesi

Sinek Hadisi’nin bilimsel mucizesi

*

***

Mealistlerin içinde bulundukları cehaletten dolayı anlayamadıkları onlarca mesele hakkında yazdığımız tatminkar makaleler ve yaptığımız mukni izahlar, ne yazık ki bazı kişilerde beklenen tesiri gösteremedi. Yalanlar öyle bir kasırga gibi esiyor ki, meydana gelen sis bulutu içinde gerçekleri göremiyorlar.

Bu yazıda, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin şu hadis-i serifini bilimsel açıdan mercek altına alacağız:

“Birinizin (içinde sulu yemek bulunan) kabına kara sinek düş­tüğü vakit onu (tamamen yemeğin içine) batırınız. Çünkü onun bir kanadında hastalık (yapan mikrop), diğerinde de şifa vardır ve o (teh­likelerden) içinde hastalık bulunan kanadıyla korunur. (Bu nedenle yemeğe bu kanadıyla düşer, diğer kanadı ise dışarda kalır). Binaenaleyh (şifalı kanadındaki şifayı yemeğe bırakarak öbür kanadıyla bıraktığı has­talığı tesirsiz hale getirmek için) onun her tarafını (yemeğe) batırınız.” (Ebû Dâvud, Yiyecekler 48)

Meselenin bilimsel cihetinden bağımsız olarak, evvela bu hadisin söylendiği dönemin şartlarını düşünmenizi rica ediyorum. O dönemde, günümüzdeki gibi bir bolluk söz konusu değildi; insanlar belki günde bir kez, hatta iki günde bir yemek yiyebiliyordu. Hal böyleyken, yemeğine sinek düşen birinin ne yapmasını beklersiniz? Yemeği ya çöpe atacak ya da “kirlendiği” düşüncesine rağmen, kötü bir hissiyat ile onu yemek zorunda kalacaktı.

Bu hadis, hiçbir bilimsel temele dayanmasa bile, sadece o olumsuz hissiyatı gidermek, bir nevi “plasebo” etkisi vücuda getirmek gayesiyle söylenmiş olsa bile, o dönemin şartlarında son derece kıymetli ve faydalıydı.

Günümüzde refah içinde yaşayan insanlar, elbette bu durumda yemeği döküp yeni bir tabak alabilirler. Peki, bu durum şu an Gazze’de soykırıma maruz kalan Filistinli kardeşlerimiz için de geçerli midir? Elbette onlar da bu durumda, tıpkı Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde olduğu gibi hareket edeceklerdir.

Gelelim hadisin bilimsel cihetine…

Bu hadis-i şerif, yüzyıllardır Islam dünyasında tartışma ve merak konusu olmuştur. Geleneksel olarak mikrop taşıyıcısı olarak görülen bir canlının, aynı zamanda bir şifa kaynağı olabileceği yönündeki bu açıklama, modern bilimsel çalışmalarla beklenmedik bir şekilde paralellikler taşımaktadır. Bu makalede, adli bir araştırmacı olarak bilinen Dr. Joanne Clarke’ın sinekler üzerine yaptığı çalışmanın, hadis-i şerifin bahsettiği bu paradoksal durumu nasıl aydınlattığını, bilimsel kaynaklara dayandırarak inceleyeceğiz.

Hadis, bir sineğin içecek bir kaba düşmesi durumunda, onun tamamının suya batırılmasını tavsiye etmektedir. Bu tavsiyenin altında yatan hikmet, hadiste açıkça belirtilir: “bir kanadında hastalık, diğerinde ise bu hastalığın şifası vardır.”

Ayrıca, sineğin kendisini hastalık taşıyan kanadıyla koruduğu, bu nedenle suya düşerken ilk olarak o kanadın temas ettiği de belirtilir. Bu sebeple, şifa kaynağını serbest bırakmak için sineğin tamamen suya batırılması gerektiği ifade edilmektedir. Buna göre hastalık ve şifa, tek bir canlının bünyesinde bir arada bulunmaktadır.

Dr. Joanne Clarke’ın, Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi Biyolojik Bilimler bölümünden bir ekiple yürüttüğü araştırma, sineklerin beklenmedik antimikrobiyal özelliklerini keşfetme gayesi taşımıştır. Clarke’ın araştırmasının temel hipotezi, sineklerin çürüyen gübre ve et gibi mikrop dolu ortamlarda hayatta kalabilmek için kendi bünyelerinde güçlü antimikrobiyal savunma mekanizmalarına sahip olmaları gerektiğiydi.[1]

Bu hipotezi test etmek için ekip, ev sineği (Musca domestica) ve koyun mavi sineği de dahil olmak üzere dört farklı sinek türü üzerinde deneyler gerçekleştirdi. Araştırmanın ön sonuçları, sineklerin kendi antibiyotiklerini ürettiklerini doğruladı ve bu potansiyelin “Escherichia coli (E. coli) ve metisiline dirençli Staphylococcus aureus” (MRSA) gibi dirençli bakterilerin sebep olduğu insan enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılabileceğini gösterdi. Bu bulgular o kadar önemliydi ki, küresel bir ilaç şirketi, sineklerden toplanan materyalden belirli antibiyotik bileşiklerini izole etmek için araştırmaya finansal destek sağladı.[2]

*

***

Dr. Clarke’ın araştırması ve hadis-i şerif arasındaki ilişki, sineğin doğasına dair iki temel noktada kesişmektedir:

  1. Hastalık ve Şifanın Birlikteliği: Hadis, sineğin bir kanadında hastalık, diğerinde şifa taşıdığını belirtmektedir. Dr. Clarke’ın araştırması ve bu alandaki diğer çalışmalar, sineklerin çürüyen maddelerden aldıkları mikrop ve bakterileri taşıdıklarını (hastalık) ve aynı zamanda kendi bünyelerinde bu mikroplara karşı koruyucu, öldürücü antibiyotikler ürettiklerini (şifa) göstermektedir. Bir çalışmada, sineğin sağ kanadından alınan özütlerde bakteri veya mantar üremesi gözlenmezken, sol kanadından alınan özütlerde bakteri ve mantar üremesi olduğu kaydedilmiştir. Bu durum, hadiste geçen “bir kanadında hastalık, diğerinde şifa” ifadesine bilimsel bir açıklama getirmektedir.[3]
  2. Sineklerin Suya Batırılması: Hadis, sineğin tamamen suya batırılmasını tavsiye etmektedir. Araştırmacılar, sineklerin vücut yüzeyindeki ve kanatlarındaki bu yaşamsal antimikrobiyal maddelerin, suya batırıldıklarında serbest kaldığını bulmuşlardır. Bu bilimsel bulgu, hadisin “onu iyice batırın” tavsiyesini mantıksal ve biyolojik bir temele oturtmaktadır, çünkü bu işlem şifa verici maddelerin içeceğe karışmasını sağlamaktadır.[4]

Netice olarak, Dr. Joanne Clarke’ın sineklerin antimikrobiyal özellikleri üzerine yaptığı çalışma, hadis-i şerifin modern bilimle nasıl bir uyum içinde olabileceğine dair somut deliller sunmaktadır. Bu da, hadisin sadece geleneksel bir inanış olmadığını, aynı zamanda binlerce yıldır sineğin doğasına dair gizemli bir bilgi içerdiğini ortaya koymaktadır. Modern araştırmalar, sineklerin sadece hastalık taşıyıcısı olmadığını, aynı zamanda insan sağlığına faydalı olabilecek benzersiz biyolojik savunma mekanizmalarına sahip olduğunu ispatlamaktadır. Kaldı ki, bu rivayet, herhangi bir bilimsel delil olmasa dahi, hadis usulü açısından geçerli kabul edildiği için zaten bizim nezdimizde makbuldür.

**********

KAYNAKLAR:

[1] www.researchgate.net/publication/337926012_Microbiological_studies_on_fly_wings_Musca_domestica_where_disease_and_treat&ved=2ahUKEwic56Wvt9OPAxXiSfEDHbMbLmQQFnoECBkQAQ&usg=AOvVaw057upG4CwN-itppAGttPdi

[2] https://fountainmagazine.com/?view=article&id=5711

[3] https://www.cabidigitallibrary.org/doi/full/10.5555/20153074252

Ayrıca bakınız;

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33612611/

[4] www.researchgate.net/publication/337926012_Microbiological_studies_on_fly_wings_Musca_domestica_where_disease_and_treat&ved=2ahUKEwic56Wvt9OPAxXiSfEDHbMbLmQQFnoECBkQAQ&usg=AOvVaw057upG4CwN-itppAGttPdi

Yorum bırakın